DOLAR 31,3677 0.42%
EURO 34,0595 0.51%
ALTIN 2.101,432,38
BITCOIN %
Ankara
11°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

74 okunma

Gökhan Bozkurt yazdı: Ağır olan taç mı?

ABONE OL
8 Mayıs 2023 18:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Britanyalılar kraliyetin tüm şatafat ve görkeminin masraflarını daha fazla ödemek istemiyor. Bunu artık açıkça dillendirir oldular. Kraliyetin yeni çağda adeta bir emlak imparatorluğuna dönüşmesi de eleştiri konularından biri. Kraliçe II. Elizabeth’in 70 yıllık saltanat döneminde krallığın mülklerinden elde edilen gelirlerin 16 kat arttığı biliniyor. Fahiş gelirlere karşın ailenin hesapları kamu denetimine de açılmıyor. Gelirler ve ödenmeyen vergiler nedeniyle tartışmalı olan Cornwall ve Lanchaster dükalıklarından kraliyet ailesinin 1 milyar pound gelir elde ettiğinin ortaya çıkması şok etkisi yarattı. Üstelik bu gelirler için tek kuruş vergi ödenmemesi infiale dönüştü. Kral Charles’ın, annesi Elizabeth’ten devraldığı mirası için de tek kuruş vergi ödememesi soru işaretlerini çoğalttı. Mükelleflerin cebinden yıllık 86 milyon pound alan kraliyet ailesinin vergi dahi ödemeden, ekstra gelirlerle milyonların gözü önünde görkemli bir yaşam sürmesi tahammül sınırlarını zorluyor. Kraliyet adına resmi davetlerle gidildiğinde alınan ya da davet edilen ülkelerden gelen hediyeler, çalışan kraliyet ailesi üyelerine ve etraflarındakilere devlet ödeneğinden verilen yüksek maaşlar tartışma yaratıyor. Ağırlığı Arap şeyhlerinden olmak üzere hediye alınan paha biçilmez atlar ve onların kazandığı yarışlar ve satışlarından elde edilen gelirler büyük spekülasyonlara kapı aralıyor.

Resmi makamların kraliyet ailesinin ülkeye maliyetine değil, turistik ve tanıtım getirilerine sağladığı katkıya bakılmalı savı da artık kabul görmese de Britanya halkı hala büyük oranda kraliyeti destekliyor. Fakat Kraliçe Elizabeth sonrası dikkat çeken bir düşüş var. Kimi araştırmacılar kraliyete desteğin 10 yıl içinde yüzde 50’nin altına düşme ihtimali olduğunu söylüyor. Eski Muhafazakar Parti Başkan Yardımcısı Lord Ashcroft’un yaptığı bir ankete göre ülkede yüzde 65 hala kraliyet ailesinin değerli bir varlık olduğunu düşünüyor. Hatta monarşi sona ermeli diyen cumhuriyetçilerin 5’te 1’i dahi ülkeye kattığı değer bakımından kraliyetçilerle aynı fikirde.

Kraliyet bu çağa yakışmıyor, tuhaf görünüyor diyenlerin ataları bundan 400 yıl önce ülkeye kısa süre bile olsa cumhuriyeti getirmeyi başarmıştı. Oliver Cromwell öncülüğündeki parlamenterler 1649’da cumhuriyeti ilan etmişti. O dönemlerde cumhuriyetçiler krallığın sembollerini yıkmak adına beyaz lüleli saçlardan vazgeçtiği için “Roundhead”ler olarak adlandırılmıştı. Cumhuriyetçiler de kraliyetçileri “Cavalier”ler yani kraliyeti sorgusuzca destekleyenler göndermesiyle aşağılamayı tercih etmişti.

Cumhuriyetçi tavrıyla ters düşen aşırı dinci ve diktatörülük eğilimleriyle bilinen Cromwell’in başarısızlığı sonrası I. Charles 1660’ta tahta çıktı. Monarşi geri dönmüş olsa da cumhuriyetçilerin kraliyetçilere o dönem I. Charles’ın infazıyla verdiği mesaj 400 yıldır hala parlamento açılışlarında geleneksel olarak hatırlatılıyor. Her yıl parlamento açılışında kral ya da kraliçelere her an bir infazla karşı karşıya kalabileceği mesajı Avam Kamarası’nın kapıları kraliyet temsilcilerine kapatılarak veriliyor. Yani kraliyet her ne kadar geri dönse de tüm bu sembollerle “Roundhead”lerin kılıcının gölgesi hala Kraliyet ailesinin üzerinde mesajı net bir biçimde iletiliyor.

21. yüzyılda bir krala taç giydirilmesi gelenekler, ritüeller ve sembollerin kraliyet için ne kadar önemli olduğunun en somut göstergesi. Antimonarşistler kralın ve onun simgelediği geleneğin yüzyıllardır karşısında yer alıyor. Kral III. Charles’ın taç giyme töreni öncesi antimonarşistlerin protestolarına polisin müdahalesi dahi o sembollere gönderme yapar gibiydi. Bilinçli bir ayarlama mı yoksa bir tesadüf mü bilinmez ama Kral III. Charles’ın taç giymesine karşı ‘’Benim Kralım değil’’ diyerek protesto gösterisi düzenleyen Cumhuriyet Kampanya grubunun lideri polis tarafından manidar bir biçimde I. Charles’ın heykeli altında gözlatına alındı.

Aradan geçen onca yıl sonra Kral III. Charles giderek yükselen modernleşme çağrılarının arttığı, krallığın iyiden iyiye sorgulandığı bir dönemde ağır bir yükün altına gidi. Bu yük kafasına taktığı dünyanın en büyük elmaslarından birine sahip kraliyet tacının neredeyse 2.5 kiloyu bulan ağırlığından çok daha fazla. St Edward tacı olarak da bilinen 360 yıllık kraliyet hazinesi paha biçilmez bir parça. Onu bu denli değerli kılan sadece 22 karat altın olması değil aynı zamanda üzerindeki elmas ve yakutlar da dahil tam 444 değerli taş. İşte tüm bu değerli hazineler, sömürge döneminin mirasları. Britanya imparatorluğunca sömürülen ülkelerden miras kalan bu hazinelerle bezeli değerli kraliyet tacı, II. Elizabeth’in 1953’te taktığı günden sonra Tower of London’da kilitli tutuluyordu. Yani 70 yıldır kilit altında bulunan taç tekrar görücüye çıktı. Böylece üzeri tozla örtülmüş tartışmalar da yeniden havaya savruldu. Eski sömürgeler Birleşik Krallık’a getirilen değerli hazinelerini geri istiyor. Milletler Topluluğu üyesi bazı ülkeler bu değerli hazinelerin gerçek adreslerine dönmesi gerektiğini söylediler.

III. Charles’ın taç giyme töreni öncesi St Edward Tacı’nda yer alan değerli mücevherlerin iadesi talep edildi. Güney Afrika’dan gelen bu talep daha önce Hindistan gibi sömürge dönemi ülkelerince de dillendirilmişti. III. Charles’ın altına girdiği ağırlık sadece bu tartışmayla da sınırlı değil. Britanya imparatorluğunun birliği de hiç olmadığı kadar sarsılıyor. Kral Charles daha törenin heyecanını yaşayamadan Milletler Topluluğu ülkelerinden Jamaika 2024’te cumhuriyet için referandum yapacağını açıkladı. Belize Jamaika’nın ardından sırada olduğu mesajını verdi. Üstelik ayrılık sesleri sadece bu ülkelerle de sınırlı değil. Birleşik Krallık’ta da İskoçya ayrılık refrandumu isterken, Galler’de de benzer sesler daha gür çıkmaya başladı. Kral görkemli bir biçimde giydiği tacın fiziksel ağırlığından çok krallığın geleceği için vereceği mücadelenin manevi ağırlığı altında ezileceği bir döneme merhaba dedi.

Büyük Britanya’nın 40. hükümdarı olarak bu denli ihtişamlı bir törenle tüm dünyaya ilan edilen III. Charles atalarından devraldığı imparatorluğun birliğini sağlayabilecek mi? Açık olmak gerekirse bu, modern dünyanın yeni şekillenen gerçekliğinde hayli zor olacak. Charles da bunun farkında olmalı ki çevre, sürdürülebilirlik, birlik ve modernleşme mesajlarıyla bu gereklilikleri yakalama arzusunda. Başta taç giyme töreninde eski kral ve kraliçelerin eldiven, cübbe, kılıç ve tahtlarını yeniden düzenleterek yenilerini yapmaktan kaçınma ve törenlere katılımı azaltma girişimleri olmak üzere bu yönde adımlar atsa da işi sandığından zor.

Westminster Katedrali’ndeki katılımcıların sayısı azaltılmış olmasına karşın 100’den fazla devlet başkanı, farklı ülkelerin kraliyet ailesi üyeleri, ünlüler ve diğer konuklar törende yerini aldı. Kralın bu adımları sayıları azaltılmış olsa da konukların gelirken kullandığı uçak ve araçlar bakımından çevre duyarlılığı başlığından ağır eleştiriye maruz kaldı. Bir tarafta kraliyet ailesinin bir değer olarak kabulu diğer tarafta çağdaşlaşmadan ayakta kalamayacağı gerçeği. III. Charles her ne kadar maaşları devlet ödeneğinden karşılanan kraliyet ailesi üyelerinin sayısını azaltmak, çağın gereklerini yakalamak, törenleri hafifletmek gibi adımlar atsa da her bir taraftan gelen yoğun baskı arasında sıkışmış durumda.

Tabi bunun yanına bir de kraliyet ailesinin kölelik bağlarının ortaya çıkarılması eklenince yeni çağın kralının işi gerçekten zor olacak. Geçmişten gelen görkemin sürdürülmesi sorumluluğunun ve köle ticaretiyle kirlenmiş mirasın yükü Kral III. Charles’ın omuzlarında ağırlığını her geçen gün daha da hissettirecek.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

deneme
deneme bonusudedektifdeneme bonusu veren sitelerfixbetfixbet girişbonus veren bahis sitelerimatadorbetmatadorbet
dedektif | özel dedektif | fixbet giriş